CENGİZ AYTMATOV EDEBİ KİŞİLİĞİ ESERLERİ HAYATI MADDELER HALİNDE



CENGİZ AYTMATOV EDEBİ KİŞİLİĞİ MADDELER HALİNDE


  • Kırgız Türk edebiyatının dünyaca ünlü sanatçısıdır
  • Hikaye ile başladığı sanat yaşamını roan ile taçlandırmıştır.
  • Kırgız Türklerinin kültürünü, ulusal kimliklerden uzaklaştıran baskıcı rejimleri eserlerinde kendine özgü yalın bir dille işlemiştir.
  • "Cemile" adlı romanı tüm zamanların en çok okunan aşk romanları arasındadır.
  • ESERLERİ
  • Asker Çocuğu
  • Asma Köpürö (Asma Köprü)
  • Beyaz Gemi (1970)
  • Beyaz Yağmur
  • Cemile (1958)
  • Cengiz Han'a Küsen Bulut
  • Çocukluğum
  • Dağlar Devrildiğinde - Ebedi Nişanlı (Son romanı - 2007)
  • Dağlar ve Steplerden Masallar (1963)
  • Darağacı - Dişi kurdun Rüyaları (1988)
  • Deniz Kıyısında Koşan Alaca Köpek
  • Deve Gözü
  • Ebedi Gelin
  • Elveda Gülsarı (1966)
  • Erken Gelen Turnalar
  • Fujiyama (1973)
  • Gün Olur Asra Bedel (1980)
  • Hiroşimalar Olmasın
  • İlk Öğretmenim (1962)
  • İlk Turnalar
  • Kasandra Damgası
  • Kızıl Elma
  • Oğulla Buluşma
  • Samancının Yolu
  • Selvi Boylum Al Yazmalım (1970)
  • Sultan Murat
  • Toprak Ana
  • Yıldırım Sesli Manaşçı
  • Yüzyüze (1957)
  • Zorlu Geçit (1956) 

DAHA AYRINTILI BİLGİ:
HAYATI

Ünlü Kırgız yazarı, çevirmen, gazeteci ve politikacı, 12 Aralık 1928'de Kırgızistan'ın Talas Eyaleti'ne bağlı Şeker Köyü'nde doğdu.[1] Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistan'ında seçkin devlet adamıydı. Ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva, tiyatro aktrisiydi. "Cengiz" ismi, Cengiz Han'dan esinlenerek konuldu.[2]
Aytmatov, ilköğrenimini doğduğu köyde tamamladı.[3] Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasal sistem, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşı'nın SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı.[2]
1946'da Jambul Veteriner Teknik Okuluna girdi. Bu okuldan mezun olduktan sonra Kırgızistan Tarım Enstitüsüne devam etti ve buradan 1953'te veterinerlik diplomasıyla mezun oldu. 1956-1958 yılları arasında Gorki Yüksek Edebiyat Bölümünde okudu. Daha sonra, Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesine devam etti.[3]
Yazarlığa 1952'de başlayan Aytmatov, 1959'da Kırgız Pravdası gazetesinde muhabir oldu. Daha sonra "Povesti Gori Stepey" (Dağlar ve Steplerden Masallar) adlı öykü kitabıyla büyük ün kazandı. Bu eseri, 1963'te Lenin Ödülü'ne lâyık görüldü ve bu ödül onu aynı zamanda "en genç Lenin Ödüllü yazar" da yaptı.[1] 1968'de Kırgızistan milli yazarı seçildi. Gorbaçov döneminde Sovyet Parlamentosu Kültür ve Ulusal Diller Komitesi Başkanlığı ve Sovyet Yazarlar Birliği Sekreterliği görevlerinde bulundu. Sovyetler Birliği dağılmadan önce ilgili Komitenin beş danışmanından biri oldu. Bağımsızlık sonrası Kırgızistan'ın Lüksemburg, Hollanda ve Belçika büyükelçilikleri görevlerini yürüttü.[3]
Ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov, böbrek yetmezliği sonucu tedavi gördüğü Almanya'nın Nünberg kentindeki hastanede 10 Haziran 2008 günü hayatını kaybetti. Kırgızistan'da 2008 yılı, Cengiz Aytmatov yılı ilan edilmiştir.[1]

SANATI-EDEBİ KİŞİLİĞİ
Aytmatov'un 80 yıllık ömrü, son sekiz yılı dışında, 20. yüzyılda geçti. Düşünürler, 20. yüzyılı diğer asırlardan farklı, anlaşılması güç bir asır olarak nitelerler. Daha açık bir ifadeyle bu asır, insanlar açısından anlaşılmaya fırsat bırakmayacak kadar hızlı, aynı zamanda zor geçmiş bir asırdır. Aytmatov ise, zamanın önünde savrulup gitmeyen nadir yazarlardan biridir.[4] Onun eserlerinde Türk sanatı ve Türk tarihi koşut bir biçimde günümüz insanının bilinç arklarında büyük bir coşkuyla akarak Türk insanın geleceğini oluşturma yolunda milli ve evrensel görüntülere ulaşır. O, Türk felsefesini sanatın diliyle cazibe merkezi haline getirir. Böylece tarihin kaba gerçekçiliği yerini sürekli olarak insanı kendisine doğru çeken sanatın cazibesine bırakır.[5]
Cengiz Aytmatov, eserlerinde folklorik unsurları ustaca kullanan bir yazardır. Yalnızca Kırgız halk kültürünün değil, Eski Türk dinî inançlarının, halk inanışlarının izleri de yazarın roman ve hikâyelerinde görülmektedir. Milli olanı evrensel bir boyuta taşıyan Cengiz Aytmatov, aynı zamanda sözlü edebiyatı yazılı bir belgeye dönüştürmeyi de başarmış bir yazardır.[6]
Aytmatov'un bakış açısı, daha çok Gökalp'ın bakış açısına yaklaşır. Gökalp'ta görülen Türk milletinin kadim tarihine ve kültürüne duyulan özlem Aytmatov'da da vardır.[3]
Cengiz Aytmatov, bütün ülkeleri, bütün insanları ilgilendiren, düşündüren, endişelendiren konuları ele almış, yeryüzündeki bütün canlı varlıkların hayatı için tehlike oluşturan olaylara dikkat çekmiştir.[7][6]
Cengiz Aytmatov, eserlerinde mitolojik unsurları, folklorik malzemeyi ustaca kullanan bir yazardır. Halk hikâyeleri, efsaneler, masallar, destanlar, türküler gibi halk kültürünün bütün unsurları onun eserlerinde zengin birer malzeme durumundadır. Fakat Aytmatov, bu malzemeyi olduğu gibi vermez, yaşanılan zamanla ilişkilendirip; tarihle anı birleştirir. Mitolojiye ait bir kült, sözlü edebiyat ürünü bir aşk hikâyesi, bir ozanın söylediği türkü Aytmatov'un eserlerinde olduğu gibi nakledilmez. Yazar, bu malzemelerde ön planda olan insanî bir durumu, zamanın şartlarına göre değerlendirip, bugünün insanıyla bir ilişki kurar ve ona göre eserine bir yön verir.[8][9]
O'nun eserlerinde mitolojik sembollerden yararlanması tesadüfî değildir. Mitolojik bilinci Aytmatov'un sanat anlayışının şekillenmesinde de doğrudan etkilidir. Etrafındaki insanlar, bütünüyle masal ve efsane yaratmaya meyilli insanlardır. Toplum, mitoloji toplumunun bir uzantısıdır. Aytmatov'un eserinin ve sanatının oluşumunda bu toplumun etkisi doğrudandır. Onun etkilendiği en büyük etkenlerden biri de görüldüğü gibi geniş bir perspektife sahip olan Türk mitolojisidir.[9]
Yazarın mitik, yarı mitik yaratılarla ilk teması çocukluk yıllarına kadar uzanmaktadır. Belli bir yaşa kadar Kırgız kültürünün ilk çıkış noktalarından birisi olan Şeker Köyü'nde kalan yazar, çeşitli uğraşları neticesinde geleneksel kültürün var olma sebeplerini görebilmiş ve onları zihninde ileride kaynak durumuna getirecek normlara dönüştürebilmiştir. Bu konuda Kırgız geleneksel kültürünü iyi bilen büyükbabasının öğretilerinin de geniş tesiri vardır. Toplumunda töresellikten Tanrısala doğru bir basamak şeklinde var olan Manas destanı da yazarın geçmişe dönük ütopik yüzüne yeni boyutlar katmaktadır. Geleneksel varlık katmanları, böylece yöresel yaşayan insanın moral değerlerini işleyerek, üst anlamda evrensel "tipik insan"ın duyumlarına tercümanlık edebilir hale getirmektedir.[10]
Cengiz Aytmatov, her sanat adamı gibi “insan”dan hareket etmiş, eserlerinde onun temel problemlerini işlemiştir. Bu noktada en çok üzerinde durduğu mesele, insanın bu dünyada insanca bir hayat sürmesidir. Sosyalist bir yazar olduğu halde tâbi olduğu devletin totaliter rejim anlayışını, sanatı aracılığıyla sürekli eleştirmesinin arkasında da bu fikir bulunmaktadır.[11] Yazara göre 21. yüzyıla girerken insanoğlunun en büyük problemi teknolojik ilerlemelere rağmen buna paralel olarak gelişmesi gereken iç dünyasının “fatalniy paradox” olarak yani “ölümcül paradoks” olarak kalmasıdır. 20. yüzyılın başındaki insanın ruh yapısı veya içgüdüsü aynıdır, hiç gelişmemiş, hayvansal içgüdü olarak kalmıştır. Bu da yok etmeye yöneliktir.[12]
Cengiz Aytmatov'un eserlerinde geçmiş, an ve geleceğin zaman çizgisinde bunalan insanın, varlık sebepleri ve ortak duyumlarına dair izler daha da belirginleşir. Mitoslarla desteklenen bu üst-zaman kurmacısı kendini ya; "...toplumsal yaşamın yönelmiş olduğu telos ya da sonucun bir düşsel görüntüsünü çizen ütopya..." [24] ile gerçekleştirir, anlamlandırır. Bu iki farklı toplumsal yönelim geçmiş değerlerin ifadesini geleneksel yaratılarla daha da kuvvetlendirir.[10]
Cengiz Aytmatov'un eserleri; dar anlamda Kırgız insanın, geniş anlamda dünya Türklüğünün, evrensel anlamda ise insanlığın ortak/ paylaşılabilir duyumlarına geleneksel anlatımlarıyla kaynaklık etmekte, "insani öz"le ilintili yaratılarını geçmişin geleceğe dönük aydınlık yüzüyle cevaplamaktadır.[10]
Eserlerini, Kırgızca ve Rusça olarak kaleme alan Aytmatov, eserlerinin çoğunda tema olarak aşk, dostluk, savaş döneminin acıları ve kahramanlıkları ile Kırgız gençliğinin gelenek ve göreneklerine bağlılığını seçti.
Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içinde düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile 'tipik insan'ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikayelerinde milletinin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsane, destan, masal, hikaye ve türküleri ve bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikayeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalıştı.
Ayrıca hikayelerinde halkının değerlerini, dertlerini, varsa onun içindeki çürümeyi anlatan yazarın en önemli özelliği, özüne bağlılık, kendinden, halkından, coğrafyasından haberdar olma olarak kendini gösteriyor. Eserleri Türkçe'nin yanı sıra 150'den fazla dile tercüme edilmiştir.[1]

Eserleri

  1. Asker Çocuğu
  2. Asma Köpürö (Asma Köprü)
  3. Beyaz Gemi (1970)
  4. Beyaz Yağmur
  5. Cemile (1958)
  6. Cengiz Han'a Küsen Bulut
  7. Çocukluğum
  8. Dağlar Devrildiğinde - Ebedi Nişanlı (Son romanı - 2007)
  9. Dağlar ve Steplerden Masallar (1963)
  10. Darağacı - Dişi kurdun Rüyaları (1988)
  11. Deniz Kıyısında Koşan Alaca Köpek
  12. Deve Gözü
  13. Ebedi Gelin
  14. Elveda Gülsarı (1966)
  15. Erken Gelen Turnalar
  16. Fujiyama (1973)
  17. Gün Olur Asra Bedel (1980)
  18. Hiroşimalar Olmasın
  19. İlk Öğretmenim (1962)
  20. İlk Turnalar
  21. Kasandra Damgası
  22. Kızıl Elma
  23. Oğulla Buluşma
  24. Samancının Yolu
  25. Selvi Boylum Al Yazmalım (1970)
  26. Sultan Murat
  27. Toprak Ana
  28. Yıldırım Sesli Manaşçı
  29. Yüzyüze (1957)
  30. Zorlu Geçit (1956)