Home » , , , » Hz. Muhammed’in Doğumu, Çocukluk ve Gençlik Yılları hakkında bilgi

Hz. Muhammed’in Doğumu, Çocukluk ve Gençlik Yılları hakkında bilgi



 Hz. Muhammed’in Doğumu, Çocukluk ve Gençlik Yılları
Hz. Muhammed insan olarak bizden farklı bir kişi değildi. Onun da bir ailesi, akrabaları, arkadaşları vardı. O da her çocuk gibi güler, ağlar, oynar, eğlenir ve üzülürdü.
Bizim gibi yer, içer, gezer ve dolaşırdı. Bununla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de, “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım…” buyrulur. Hz. Muhammed, çocukluk ve gençlik yıllarını annesi, sütannesi, dedesi ve amcasının yanında geçirmiştir.
Kırk yaşından sonra Allah ona peygamberlik görevi vermiş, o da insanları iyiye, doğruya ve güzele çağırmıştır.
Hz. Muhammed, 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de babasından kalan evde gözlerini dünyaya açtı. Muhammed’in doğumu dedesi Abdülmuttalip’e haber verildi. Dedesi sevinçle hemen eve geldi. Torununu kucağına alarak Kâbe’ye götürdü. Allah’a şükretti ve torununa Muhammed adını koydu. Dedesi Abdülmuttalip çok sevinçliydi. Bu sevincini ziyafetler vererek dostlarıyla paylaştı. Müslümanlar da Hz. Muhammed’in doğumunu her yıl nisan ayında çeşitli etkinliklerle kutlarlar. (Kutlu Doğum Haftası)
Hz. Muhammed dünyaya yetim geldi. Çünkü babası, o doğmadan bir süre önce vefat etmişti. Ona, güzel özelliklerinden dolayı Ahmet, Mahmut ve Mustafa gibi başka adlar da verilmiştir. Fakat o genelde Muhammed adıyla bilinir.
Hz. Muhammed’in doğduğu dönemde Mekke’de bir gelenek vardı. Yeni doğan çocuklar sütannelere verilirdi. Mekke’nin havası çok sıcak olduğundan küçük çocukların gelişimine pek uygun olmadığı düşünülürdü. Mekke dışından sütanneleri gelir ve çocukları alarak para karşılığında bir süre onlara bakarlardı. Böylece çocuklar; havası temiz, daha serin yerlerde sağlıklı olarak büyürdü.

Hz. Muhammed de bu geleneğe uyularak Halime adında bir sütanneye verildi. Sütannesinde dört yıl kaldıktan sonra tekrar öz annesine teslim edildi.
Hz. Muhammed artık annesinin yanındaydı. Altı yaşına gelince annesiyle Medine’ye gitti. Medine’de akrabaları vardı. Yardımcıları Ümmü Eymen de yanlarındaydı. Hem akrabalarını hem de babasının kabrini ziyaret edeceklerdi. Medine’de bir ay kadar kaldılar. Akrabalarını ve babasının mezarını ziyaret ettiler. Mekke’ye dönerken yolda annesi hastalandı.
Annesi Âmine vefatından önce Muhammed’e şunları söyledi: “Muhammed’im! Allah seni aziz kılsın. Adın sonsuza kadar yaşasın. Yeni olan her şey eskiyecek, her şey mutlaka son bulacaktır. Ben de öleceğim. Fakat üzülmüyorum. Çünkü arkamda senin gibi temiz, hayırlı bir evlat bırakıyorum.” Annesi, Ebva denen köye geldiklerinde vefat etti. Oraya defnettiler. Küçük Muhammed hem babasız hem de annesiz kalmıştı.Ümmü Eymen öksüz ve yetim kalan çocuğu Mekke’ye getirerek dedesi Abdülmuttalip’e teslim etti.
Dedesinin Muhammed’e büyük bir sevgisi vardı. Nereye gitse beraberinde götürürdü. Torunu gelmeden sofraya oturmazdı. Abdülmuttalip yaşlanmıştı. Bir gün oğullarını yanına çağırdı. Muhammed’i koruyacak olanı seçecekti. Onlarla yaptığı görüşme sonunda torununun Ebu Talip’in yanında kalmasına karar verdi. Hz. Muhammed sekiz yaşına geldiğinde dedesi de vefat etti.
Dedesinin vefatından sonra bakımını amcası Ebu Talip üstlendi. Ebu Talip ve eşi Fatıma Hanım onu çok sevdiler. Öyle ki onu öz çocuklarından ayırmadılar. Hz. Muhammed de onları çok sever ve saygıda kusur etmezdi. Fatıma Hanım’ı bir anne gibi severdi. Nitekim o vefat ettiğinde, “Bugün sanki annem vefat etti.” demiştir.
Hz. Muhammed’in gençlik yıllarının çoğu amcası Ebu Talip’in yanında geçti. Amcası ticaretle uğraşıyordu. Hz. Muhammed gençliğinin ilk dönemlerinde amcasıyla birlikte Şam’a gitti. Bu onun Arabistan dışına yaptığı ilk yolculuktu. Amcasının yanında ticaret yapmayı öğrendi ve gençlik hayatını çalışarak geçirdi. O, bir defasında da amcası Zübeyir’le Yemen’e gitmişti.
Mekkeliler, en değerli eşyalarını rahatlıkla genç Muhammed’e teslim ederlerdi. O, güzel ahlakı ve dürüstlüğü ile herkesin güvenini kazanmıştı. Bu yüzden ona dürüst ve güvenilir anlamına gelen “el-Emin” lakabını vermişlerdir.
Mekke’nin en zenginlerinden olan Hatice adında bir hanımefendi vardı. Hz. Muhammed’in güvenilir ve dürüst olduğunu duymuştu. Bunun üzerine Hz. Muhammed’e ticaret ortaklığı teklif etti. Yirmi beş yaşlarında olan genç Muhammed, bu teklifi kabul etti. Böylece Hz. Hatice’nin kervanının başında Şam’a gitti. Bu ortaklık neticesinde yapılan ticaretten Hatice’ye çok kâr sağladı. Hz. Hatice ile Hz. Muhammed arasındaki bu ortaklık birbirlerini yakından tanımalarına neden oldu.
Hz. Hatice; ahlaklı, dürüst, zeki ve becerikli bir hanımdı. Hz. Muhammed’in dürüstlüğü Hatice’yi son derece etkilemişti. Daha sonra akrabaların da aracılığı ile Hz. Muhammed ve Hz. Hatice evlendiler.
Hz. Hatice ve Hz. Muhammed çok mutlu ve uyumlu bir evlilik yaşadılar. Hz. Hatice, Hz. Muhammed’e her konuda destek olurdu. Zorda kaldığı zamanlarda hep onun yanındaydı. Ona güvenir ve inanırdı. Hz. Muhammed de onu çok severdi. Ona her konuda yardımcı olurdu. Bu mutlu evlilikten dördü kız, ikisi erkek, altı çocukları olmuştur. Erkek çocukları; Kasım ve Abdullah’tır. Kız çocukları ise Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma’dır.


Tepkinizi bildirin:
reklamlar

0 yorum:

Yorum Gönder

Aşağılayıcı, argo, küfür ve kişisel haklara saldırı niteliğindeki yorumlar YAYINLANMAYACAKTIR...bolcevap

9.SINIF COĞRAFYA CEVAPLARI (İLK KEZ BURADA )

10.SINIF EKOYAY COĞRAFYA KİTABI CEVAPLARI (İLK KEZ BURADA-TAKİP EDİN)

9.SINIF MATEMATİK KİTABI ÇÖZÜMLERİ (özgün çözümler ilk kez burada-takip edin)