10. Sınıf Edebiyat Şiir Ünitesi Konu Özeti, Ders Notu PDF, İndir - bolcevap.com
Yeni Yayınlar
Yükleniyor...

16 Kasım 2019 Cumartesi

10. Sınıf Edebiyat Şiir Ünitesi Konu Özeti, Ders Notu PDF, İndir

Bu yazımızda 10. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı şiir ünitesi özet ders notları yer alıyor. Ders notları yeni 10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı dersi müfredatına ve ders kitaplarına uygun olarak www.edebiyatfatihi.net tarafından özenle hazırlanmıştır.  Dilerseniz bu harika ders notunu aşağıdaki bağlantıdan PDF. olarak direkt indirebilirsiniz...➥www.bolcevap.com

10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ŞİİR ÜNİTESİ ÖZET DERS NOTU-PDF.
Ünite Konuları
  • İslamiyet Öncesi Türk şiiri (koşuk-sagu)
  • Geçiş Dönemi (11-12.yy) Türk edebiyatı
  • Halk şiiri (anonim, âşık tarzı, tekke-tasavvuf)
  • Divan şiiri 
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ
  • Bu dönem Destan Devri Türk Edebiyatı olarak da bilinir.
  • “Şamanizm, Maniheizm, Budizm” gibi dinlerin etkisiyle bir edebiyat oluşturmuşlardır.
  • Anlatımı sözlüdür. 
  • Din törenlerinde (şölen, sığır, yuğ) doğmuş, din dışı törenlerde gelişmiştir. 
  • Edebi ürünler manzumdur. (şiir şeklindedir) 
  • Edebi ürünler anonimdir, bunlara milli (ulusal)özellikler hakimdir. 
  • Yalın bir dil kullanılmıştır, dil yabancı etkilerden uzaktır, öztürkçedir. 
  • Şiirde “yarım uyak, hece ölçüsü, dörtlükler” kullanılmış. 
  • Şiir söyleyen kişilere “ozan, kam, baksı, şaman” denilir. 
  • Şiirler genellikle kopuz adı verilen çalgı aleti ile söylenirdi. 
  • Genellikle aşk, tabiat, kahramanlık ve ölüm konuları işlenmiştir.
  • Bu döneme yönelik bilgilerimizin çoğunu elimizdeki en önemli ve en eski kaynak Kaşgarlı Mahmut’un “Divanü Lügat-it Türk” adlı eserinden öğrenmekteyiz
  • Bu dönemin edebi ürünleri koşuk, sagu, destan ve savdır.
1. KOŞUK Aşk, tabiat ve kahramanlık gibi konularda yazılmış olan şiirlere koşuk denir. Özellikleri: 
  • Koşuklarda Türklerin yaşayış biçimi, duygu ve düşüncelerini bulmak mümkündür. 
  • 7’li hece ölçüsü ile yazılır. 
  • Dörtlükler halinde yazılır. 
  • Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb) 
  • Sığır denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir. Şölenlerde de okunur. 
  • Halk edebiyatındaki koşmaya, Divan şiirindeki gazele benzer. 
  • Günümüzdeki koşuk örnekleri Divanü Lügati’t-Türk’te yer almaktadır. 
  • Geleneksel bir çalgı aleti olan kopuz eşliğinde söylenir.
 2. SAGU: Yuğ törenlerinde ölen kişinin ardından duyulan acıyı dile getirmek için söylenen şiirlere sagu denir. 

Özellikleri:
  • Ölen bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir. 
  • “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir. 
  • Ölen kişinin iyiliklerini, yiğitliklerini, başarılarını, erdemlerini ve ölümlerinden duyulan üzüntüleri anlatır. 
  • Koşuk nazım şekliyle söylenir. 
  • Uyaklanışı aaab / cccb şeklindedir. 
  • 7’li hece ölçüsü ile yazılır. 
  • Dörtlükler halinde yazılır.
  • Halk edebiyatında “ağıt”a, Divan edebiyatında “mersiye”ye benzer.
  • Günümüzdeki sagu örnekleri Divanü Lügati’t-Türk’te yer almaktadır.
  • Geleneksel bir çalgı aleti olan kopuz eşliğinde söylenir. 
  •  Divan-ü Lügati’t-Türk’teki Alp Er Tunga Sagusu bu türün önemli bir örneğidir.
SAGU ÖRNEĞİ

GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ:

Edebiyatımızda geçiş dönemi, Türkler İslamiyet'i kabul ettikten sonra yeni bir din ile birlikte yeni bir kültür ve uygarlık çevresine girip İslamiyet öncesi kültür ile İslami unsurların iç içe geçtiği döneme verilen addır. Geçiş dönemi 11. ve 12. yy arasıdır. 

Özellikleri:
  •  İslamiyet öncesi dönemdeki kültür ile İslamiyet sonrası kültür iç içe yaşamıştır.
  •  İslami devir Türk edebiyatının ilk eserlerinde doğruluk, sabır, cömertlik gibi güzel davranışlar ana teme olarak işlenmiştir. 
  • Bu dönemdeki eserlerde İslam dininin kurallarını topluma öğretme, halkı bilgilendirme ve eğitme amaçlanmıştır
  • Arap ve Fars edebiyatından alınan yeni nazım biçimleri kullanılmıştır.
  • Bu dönemde yazılan eserlerde hece ölçüsüyle birlikte aruz ölçüsü de kullanılmıştır.
  • Eserlerin dili İslamiyet öncesi doğal dilden yavaş yavaş uzaklaşarak eserlerde Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmaya başlanmıştır.
  • 11. yüzyılda yazılan eserlerde, Uygur harflerinin yanında Arap harfleri de kullanılmaya başlanmıştır.
GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ:

1) KUTADGU BİLİG
  •  Kelime anlamı “Kutlu olma bilgisi, Mutluluk veren bilgi” dir. 
  •  İnsanlara hem dünyada hem de ahirette mutlu olma yollarını göstermek amacıyla yazılmıştır. 
  •  İslâm etkisindeki Türk edebiyatının bilinen ilk eseridir. 
  •  Soylu bir aileden gelen Yusuf Has Hacib, Balasagun’da doğdu (1019), iyi bir eğitim gördü. Arapça, Farsça, İslâmî ilimler, edebiyat öğrenmiş; Farâbî’nin eserlerini incelemiştir.
  •  Eserini Balasagun’da yazmaya başlamış ve Kaşgar’da tamamlamıştır (1069-1070) 
  • Eserini Doğu Karahanlı darı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunmuştur. Bu vesileyle kendisine “Has Hacib”lik (devlet başkanı başdanışmanı) unvanı verilmiştir.
  •  Mesnevi tarzında kaleme alınmış, 6645 beyitlik bir siyasetnamedir. Ayrıca 173 de dörtlük vardır. Ağırlıklı olarak beyitlerle yazılmış olmasına rağmen eserde dörtlükler de vardır. 
  •  Mesnevi nazım şekliyle yazılmış ilk Türkçe eserdir. 
  • Aruz ölçüsüyle yazılmış ilk Türkçe eserdir. (Fe’ûlün, fe’ûlün, fe’ûlün, fe’ûl)
  • Eser, didaktik bir metindir. Hükümdara siyasî öğütlerde bulunur. 
  • Siyasetname ve nasihatnamedir.
  •  Kutadgu Bilig’ de işlenen esas tema “ideal insan”dır. Yusuf Has Hacib, kendi devrindeki ideal bir insanda bulunması gereken vasıflar üzerinde durur.
  • Eserin temeli dört kavram üzerine kurulmuştur; bunlar kişileştirilerek dört kahramanı ortaya çıkarmıştır. Bu yönüyle eser alegoriktir. (sembolik)
  • KARAKTERİN ADI
    TEMSİL ETTİĞİ
    KAVRAM
    ESERDEKİ KONUMU
    Kün Togdı
    Adalet-kanun
    Hükümdar
    Ay Toldı
    Mutluluk
    Vezir
    Ögdülmiş
    Akıl-zekâ
    Vezirin oğlu
    Ogdurmış
    Hayatın sonu-kanaat
    Vezirin kardeşi
  • Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.
  • Eserin, günümüzde üç nüshası vardır: Viyana (Herat), Mısır ve Fergana
Yusuf Has Hacip’in edebi ve fikri yönü:
  •  Eserini didaktik tarzda yazmıştır.
  •  Türk edebiyatında ilk siyasetnameyi yazmıştır.
  • Aruz ölçüsünü kullanmıştır.
  • Eserini sembolik olarak yazmıştır.
  • İslami dönemin ilk edebi ürününü yazmıştır.
  • Türk edebiyatındaki ilk mesneviyi yazmıştır.


    2-DİVANÜ LÜGÂTİ’T TÜRK
    •  11.yy’da (1072-1074) Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır. “Türk Dili Divanı” anlamına gelmektedir.
    •  Ebu’l Kasım Abdullah’a sunulmuştur.
    • Türkçenin ilk sözlüğü ve dilbilgisi kitabıdır.
    •  7500 Türkçe kelimenin Arapça karşılığı verilmiştir.
    •  Türk dilini Araplara öğretmek amacıyla yazılmıştır. Bu nedenle Arapça olarak kaleme alınmıştır.
    •  Yazar Türkçe kelimelerin karşılıklarını ve bunu halk dilinden derlediği örneklerle delillendirmiştir.
    •  Türk boyları ve coğrafyası ile Türklerin örf ve gelenekleri üzerine önemli bilgiler vardır.
    • Devrinin Türk dünyasını gösteren bir haritada vardır.
    •  Hakaniye lehçesi kullanılmıştır.
    ☝Bu eserle birlikte sözlük yazma geleneği başlamıştır.

    DİVANÜ LÜGATİ’T TÜRK İLKLERİ
    • Türkçenin ilk sözlüğü 
    • İlk dil bilgisi kitabı 
    • İlk edebiyat antolojisi 
    • İlk etimolojik sözlüğü 
    • İlk ansiklopedik sözlüğü 
    • İlk Türk dünyası ansiklopedisi 
    3-ATÂBET’ÜL HAKÂYIK
    • 12.yyde ‘’Edip Ahmet Yükneki’’ tarafından kaleme alınmıştır.
    •  Yazar bu kitabı mutlu ve erdemli bir insan olmak için gerekli olan özellikleri anlatmak amacıyla yazmıştır.
    •  Eser Sipehsalar Mehmet Bey adlı birine sunulmuştur.
    • Atabet’ül Hakayık ‘’hakikatler eşiği’’ anlamına gelir.
    • Aruz vezniyle mesnevi tarzında yazılmıştır.
    • Didaktik (öğretici) bir eserdir.
    • Cömertlik, doğruluk, ilim gibi konular işlenmiştir.
    • Eserde 46 beyit ve 101 dörtlükten meydana gelmiştir.
    • Dörtlükler manilerdeki gibi aaxa şeklinde kafiyelenmiştir.
    • Eserin dili biraz ağıdır. Arapça ve Farsça kelimelere rastlanır.
    •  Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.
    Atabetü’l Hakayık’ta savunulan düşünceler:
    Saadet yolu bilgi ile bulunur
    Kemik için ilik ne ise insan için de bilgi odur
    Bir bilgili bin bilgisize denktir
     Bilgiyi Çin’de bile olsa arayınız
    Cahillik yıkanmayla temizlenemeyen kirdir
    Bilgili adam işini bilerek yapar

    Edip Ahmet Yükneki’nin edebi ve fikri yönü:  İslami dönemin ikinci eserini yazmıştır  Eserini didaktik tarzda yazmıştır Eserinde hem dörtlük hem de beyit kullanmıştır Eseri dilbilim açısından önemlidir.

      4-DİVÂN-I HİKMET
    • 12. yy.da Hoca Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır.
    • Hikmet: Ahmet Yesevi’nin şiirlerine verdiği isimdir.
    • Eserin dili sadedir.
    • Eserin yazılma gayesi, halka İslamiyet’i hikmetli bir şekilde öğretmektir.
    • Dörtlüklerle ve hece vezniyle yazılmıştır.
    • Hakaniye lehçesi kullanılmıştır.
    Ahmet Yesevi, İslamiyet’in esaslarını, şeriatın ahkâmını, İslam’ı yeni kabul etmiş veya henüz kabul etmemiş Türklere öğretmek, tasavvufun inceliklerini ve tarikatın adabını telkin etmek için kaleme almış ve eserine “Hikmet” adını vermiştir. Ahmet Yesevi’nin edebi ve fikri yönü:
    • Hikmet tarzı şiir geleneğini başlatmıştır
    •  Eserini didaktik tarzda kaleme almıştır
    • Dini-Tasavvufi halk şiiri onunla başlar
    • İlk mutasavvıf olarak “Yesevi” tarikatını kurmuştur.

    Dinî Tasavvufî Halk Edebiyatı (Tekke Edebiyatı) 
    İslamiyet’in ve bununla birlikte Tasavvuf düşüncesinin halk arasında hızla yayılması ile kendini Allah yoluna adamış, gönül eri, hak aşığı, insan sevgisi ile dolu şairler yetişmiştir. Bu şairler en samimi ve sade bir dil ile halka İslam dinini ve tasavvuf anlayışını tanıtmak istemişlerdir. Dünyevi arzu ve emellerini bırakıp kendilerini sadece Allah yoluna adayan bu şairlerden halk arasında en çok tanınanı Yunus Emre’dir. Yaşadığı yüzyıllarda pek tanınmasa da ilerleyen zamanlarda ve günümüzde çok sevilmektedir. Yine Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal gibi Bektaşi şairleri de çok sevilmiş ve bu şairlerin şiirleri, duygu ve düşünceleri günümüze kadar ulaşmıştır.

    ÖZELLİKLERİ:
    * Hece ölçüsü ağırlıklıdır, az da olsa aruz ölçüsü kullanılmıştır.
    * Yarım uyak ve redif sık kullanılmıştır.
    * Tasavvuf terimlerinin dışında dil, halkın anlayabileceği nitelikte ve sadedir.
    * Saz eşliğinde söylenenler de vardır.
    * Allah sevgisi, nefsin öldürülmesi, insan sevgisi, ölüm, Allah’a varış yolları, tasavvuf ilkeleri temel konularıdır.
    * Coşkuludur, genellikle didaktik şiirlerden oluşur.
    * Nazım birimi dörtlüktür ancak beyitle oluşturulmuş türler de vardır.

      Dini-Tasavvufi Türk Şiiri Nazım Türleri

    İLAHİ NAZIM TÜRÜ
    • Allah'ı övmek ve O'na yalvarmak için yazılan, Allah sevgisiyle, insan sevgisini bütünleştiren içten şiirlerdir.
    • Özel bir beste ile söylenir.
    • Hece ölçüsünün 7'li, 8'li ve 11'li kalıbıyla söylenirler.
    • Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısı 3 -7 arasında değişir.
    •  Genelde şiirin içinde şairin mahlası geçer.
    •  İlahiler tarikatlara göre farklı isimler alır: Mevleviler'de âyin, Bektaşilerde nefes, Aleviler‘de deme, Gülşeniler'de tapuğ, Halvetiler'de durak, öteki tarikatlar da cumhur gibi…
    •  İlahi denince akla Yunus Emre gelir.
    YUNUS EMRE KİMDİR?
    • 1238'de doğduğu 1320'de öldüğü tahmin ediliyor.
    • Yaşına ilişkin bilgiler sınırlıdır. Doğum ve ölüm yeri kesin olarak bilinmemektedir.
    • 13. yüzyılın ortalarına doğru Moğol İstilası ve Selçuklu Devleti'nin yıkıldığı dönemde Anadolu'da yaşadığı sanılıyor.
    • Taptuk Emre'nin dergahında hizmet etti. Taptuk Emre'nin düşüncelerini yaymak için Anadolu'da köy köy kasaba kasaba dolaştı.
    • Şiirlerinde içli bir Allah aşkı ve derin bir insan sevgisi vardır.
    • Tüm şiirlerinde Allah'a ulaşma çabasıyla duyduğu mutluluk, O'na kavuşma isteğinin coşkusu ve kavuşamamanın verdiği acı vardır.
    • İlahi türünün en güzel örneklerini vermiştir.
    • Çoğunlukla hece ölçüsü kullanmıştır. Risaletü'n Nushiyye adlı eserinde ise aruz ölçüsünü kullanmıştır.
    • Sade bir Türkçe ile söylemiştir. Halk dilinin deyiş ve özelliklerini de şiirlerinde kullanmıştır. Süsten uzak ve içten söylemiştir.
    • Tasavvufun çizgilerini ve felsefesini halka en iyi anlatan mutasavvıftır.
    ESERLERİ Divan, Risaletü'n Nushiyye (Nasihatler Kitabı)


    İLAHÎ AŞKI KONU EDİNEN TASAVVUF SANATÇILARI

    12.yy. Hoca Ahmet Yesevi 
    13.yy. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 
    14.yy. Kaygusuz Abdal 
    15.yy.  Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu Rumi 
    16.yy.  Pir Sultan Abdal 
    17.yy.  Niyaz-ı Mısrî, Sinân-ı Ümmî, Hüdâi 
    18.yy. SezaiAba-Puş Balı Sultan

    NEFES
    • Hacı Bektaş Veli'nin yolundan giden tekke şairlerinin yazdıkları ilahi benzeri şiirlerdir.
    • Nefeslerde Allah sevgisi, vahdet-i vücut inancı, olgun insan olma konularının yanında Hz. Muhammet'e, Hz. Ali'ye, Ehl-i Beyt'e ve Hünkâr Hacı Bek­taş Veli'ye duyulan sevgi de işlenir
    • Nefeslerde hece ölçüsü ve dörtlük birimi kullanılır.
    •  Kafiye dizilişi koşma tipindedir.
    KAYGUSUZ ABDAL (1341? -1444)
    • Dinî-tasavvufi halk edebiyatının önemli temsilcilerinden olup mutasavvıf bir şairdir. Asıl adı Alaaddin Gaybî’dir. 
    • Varlıklı bir aileye mensup olan Gaybî, iyi bir eğitim görmüştür. 
    •  Zamanının bütün ilimlerini, tasavvufu, dinî konuları ve Farsçayı bilen birisidir. Tekkede yetiştiği için didaktik içerikli eserlerinde açık ve sade bir dil kullanmıştır. 
    • Bazı şiirlerinde Yunus Emre’nin etkisi açıkça görülen Kaygusuz’un hece ile yazdığı şiirlerinin yanı sıra gazel tarzında yazdığı şiirleri de bulunmaktadır. Kaygusuz
    • Abdal, son zamanlarına kadar Anadolu’daki Bektaşiliğin ileri gelenlerinden birisi olmuştur. Divan, Gülistan, Gevhernâme, Budalanâme, Vücudnâme, Saraynâme sanatçının tanınmış eserlerinden bazılarıdır.
    Nutuk

    Tekke Edebiyatı’nda Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren müritleri bilgilendirmek tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek amacıyla söylenen didaktik şiirlerdir.

    Örnek:
    Edeb gerektür kula 
    Tâ işi temiz ola 
    Edebsüz girme yola
    Var edeb öğren edeb

    Devriye Evrendeki canlı cansız her şey Allah’tan gelmiştir, yine Allah’a dönecektir. Bu felsefeyi yansıtan şiirlere Tekke edebiyatında devriye denilmiştir. 

    Şathiye *Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere şathiye adı verilir. *İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. * Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. * Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır. * Bu türün en tanınmış şairi Kaygusuz Abdal’dır.

    Not: Yukarıdaki türler koşma nazım biçimiyle yazıldığı için birer nazım biçimi değil birer nazım türüdür.

      ANONİM HALK EDEBİYATI
    • Kim tarafından söylendiği bilinmeyen halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır.
    • Sözlü geleneğe dayanır.
    • Dili yalın, akıcı bir halk Türkçesidir.
    • Şiirde hece ölçüsü kullanılır.
    • En çok 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır.
    • Somut ve gerçeklerle iç içe bir edebiyattır.
    • Anonim halk edebiyatı ürünleri; “Mani, ninni, türkü, destan, tekerleme, bilmece, masal, atasözleri, halk hikâyeleri, karagöz ve orta oyunu” vb.
    • Bu ürünlerde “ölüm, aşk, hasret, yiğitlik, sıla özlemi, toplumsal aksaklıklar” gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenir.
    • Mecazlara ve diğer söz sanatlarına fazla yer verilmez.
    Anonim Halk Şiiri Biçimleri:
    Türkü

    • Kendine özgü bir ezgi ile söylenen nazım biçimidir. • Genellikle anonimdir, yazarı bilinenleri de zamanla halka mal olmuştur. • Aşk, tabiat, ayrılık, hasret, gurbet, sevgi, güzellik gibi konular işlenir • Türküler 8’li(4+4) veya 11’li(4+4+3) hece ölçüsüyle söylenir. • Türküler iki bölümden oluşur. 1-Bent:Türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bölümdür. 2-Kavuştak:Her bendin sonunda tekrarlanan bölümdür. Nakarat ya da bağlama adı da verilir.

    Türkü Çeşitleri: Türküler; ezgilerine, konularına ve yapılarına göre çeşitli başlıklar altında toplanabilir. Ezgilerine göre bozlak, hoyrat, kayabaşı, oyun havaları gibi isimlerle anılırken konularına göre aşk türküleri, doğa türküleri, çocuk türküleri, kahramanlık türküleri, askerlik türküleri gibi isimlerle anılır. Türküler yapılarına göre gruplandırılırken türkülerin bent ve kavuştaklarının kümelenişi göz önünde bulundurulur ve bu yönüyle çok değişik şekillerde karşımıza çıkar.

      Mâni Tek dörtlükten oluşan, çok çeşitli konuları işleyebilen ve genelde “aaxa” biçiminde uyaklanan nazım biçimidir.
    • Aşk, sevgi, yiğitlik, evlat sevgisi, toplum olayları ve ölüm gibi temaları işleyen bir türdür.
    • Hecenin 7’li kalıbı ile söylenir.
    • Bir dörtlükten oluşur.
    • İlk iki dize hazırlıktır; yani doldurmadır.
    • Asıl maksat son iki dizelerde söylenir.
    • Kafiye örgüsü aaxa şeklindedir.
    • Dört dizeden fazla olan maniler de vardır.
    • İki kişinin karşılıklı söyledikleri manilere “deyiş” denir.
    Mani Çeşitleri:

    -Düz Mâni (Tam Mâni): Yedişer heceli dört dizeden oluşur. Uyakları cinassız mânilerdir.

     2-Kesik (Cinaslı) mâni: Birinci dizedeki hece sayısı 7’den az olan ve cinaslı kafiye ile kurulan manilerdir.

    3-Yedekli mâni (Artık Mâni): Düz mâninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen mâniler. Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır. Yedekli mâniye artık mâni de denir.

    4-Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği mânilerdir. Soru yanıt şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.

    5. Karşı-Beri Mâni: Konu bütünlüğü içinde ya bir kişi ya da karşılıklı iki kişi tarafından söylenen mânilerdir.

      AŞIK TARZI HALK ŞİİRİ GENEL ÖZELLİKLERİ
    • Bu edebiyatın yaratıcıları usta – çırak ilişkisiyle yetişen gezgin âşık (ozan)lardır.
    • Din dışı konuları işleyen ve “âşık” denen saz şairleri tarafından oluşturulan Halk edebiyatı türüdür.
    • 15.yy. ın sonlarına doğru halk, Anadolu’da göçebe hayattan yerleşik hayata geçmeye başlamış; böylece Halk şiirinde “ozan”ın yerini “âşık”; “kopuz”un yerini “saz” almıştır.
    • Âşık adı verilen halk şairleri tarafından oluşturulmuştur.
    • Âşıklar genellikle okuryazar değillerdir.
    • Âşıklar, köy, kasaba, şehir ve asker ocaklarında yetişir.
    • Konu,“genellikle doğal güzellikler, aşk, sosyal olaylar, ayrılık, özlem, ölüm, yoksulluk vb.”
    • Hece ölçüsünün 7,8,11’li kalıpları çok kullanılmıştır.
    • Daha çok yarım kafiye kullanılmıştır. Cinaslara yer verilmiştir.
    • Şiirlerin son dörtlüğünde şairin mahlası(veya adı) kullanılmıştır.
    • Kullanılan dil halk dilidir. Söyleyiş yalın, sade ve özlüdür.
    • Âşık edebiyatına ait şiirler, meraklı dinleyiciler tarafından “cönk” adı verilen defterlerde toplanmıştır.
    • Cönkler, bir çeşit şiir antolojisi sayılabilir.
    Âşık edebiyatı nazım biçimleri: “Koşma, semai, varsağı, destan” Âşık edebiyatı nazım türleri: “Güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt”

    1) KOŞMA
    •  Âşık Edebiyatı’nın en sevilen ve en yaygın olarak kullanılan şiir biçimidir.
    • Koşmalar genellikle lirik konularda söylenir. 
    • Dörder mısralık bölümlerden oluşur. 
    •  Dörtlük sayısı genelde üç ile beş arasında değişir. Altı dörtlükten oluşan koşmalar da vardır. 
    •  11’li hece ölçüsüyle (6+5 ya da 4+4+3 duraklı olarak) yazılır/söylenir. 4+3 ve 4+4 kalıbıyla söylenmiş koşmalar da vardır. 
    •  Sözlü Türk Edebiyatın’daki koşuk nazım şeklinin devamı niteliğindedir.
    •  Koşmalarda değişik kafiye örgüleri kullanılır. En yaygın kafiye örgüsü: abab cccb dddb cccb ... veya; aaab cccb dddb... veya; xaxa bbbc ccca ddda... şeklindedir. 
    • Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer. 
    •  Koşmalar konu yönünden Divan Edebiyatı’ndaki Gazel ve şarkı’ya benzer. 
    •  Türk Edebiyatı’nın tanınmış koşma şairleri Karacoğlan, Bayburtlu Zihni, Aşık Ömer ve Erzurumlu Emrah’tır. 
    •  Genellikle saz eşliğinde, ezgiyle söylenen koşmalar, ezginin niteliğine göre “Acemi koşması, Ankara koşması, topal koşma, kesik kerem” gibi türlere ayrılır.
    •  Aşk ve doğa konularının yanı sıra, ayrılık, özlem, yalnızlık, gurbet, sıla, ölüm gibi temaları işler.
    Koşmalar konularına göre dört çeşittir: 
     a) Güzelleme: İnsan, hayvan ve tabiat güzelliklerinin anlatıldığı koşmalara denir. En ünlü şairi Karacaoğlan (17. yy) dır.
    b) Koçaklama: Yiğitçe bir anlatımla söylenen, kahramanlık ve savaş konulu koşmalardır. Bu türün en başarılı sanatçıları Köroğlu (16. yy) ve Dadaloğlu (19.yy)'dur.
    c) Taşlama: Toplumun ve insanların eksik yönlerinin ele alınarak, bunların eleştirildiği koşmalardır. Aynı konunun işlendiği şiirler Divan Edebiyatı’nda hiciv, Batı edebiyatında satir, çağdaş edebiyatta yergi olarak adlandırılır. Bu türün ünlü ozanı Seyrani (19. yy)'dir.
    d) Ağıt: Ölüm ve doğal afetler üzerine özel bir ezgiyle söylenen koşmalardır. Ölüm konulu şiirlere Sözlü Türk Edebiyatı’nda Sagu, Divan Edebiyatı’nda Mersiye adı verilir.

    2. SEMAİ

    · Hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla söylenir. · Koşma gibi kafiyelenir. · En az 3, en fazla 5-6 dörtlükten oluşur. · Kendine özgü bir ezgisi vardır. · Koşmada işlenen temaların ve konuların hepsi, semai de kullanılır. · Koşmada ayrılan yönleri; bestesi ölçüsü ve dörtlük sayılır. · Halk şiiri nazım türleri semailerde de kullanılır. · Halk şiirinde aruzla söylenmiş semailer de vardır. Bunlar Divan şiirine özenmiş şairler tarafından söylenmiştir.


     2. VARSAĞI · İlk olarak Toroslarda yaşayan Varsak boyundaki ozanlar tarafından kullanılmıştır. · Kendine özgü bir bestesi vardır. · Müziğinde ve sözlerinde meydan okuyan, babacan, erkekçe bir hava duyulur. · Hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla söylenir. · Diğer nazım şekillerinden farklı “bre, behey, hey” gibi ünlemlere yer verilmesidir. · Hayattan ve talihten şikâyet işlenir. Koşma ve semailerde işlenen konuların aynısı işlenir. · Karacaoğlan’ın varsağıları ünlüdür.

    3. DESTAN

    “Yiğitlik, savaş, deprem, yangın gibi toplumsal açıdan önemli konuların işlendiği bir türdür. · Nazım birimi dörtlüktür. (En uzun 100 dörtlük olanları vardır.) · Genellikle 11’li hece ölçüsü ile yazılır. Son dörtlükte şair mahlasını söyler. · Kendilerine özgü bir söyleyişi vardır. Kafiye örgüsü koşma ile aynıdır. · Halk şiirinin en uzun nazım biçimidir. · Kayıkçı Kul Mustafa’nın Genç Osman Destanı ‘’en ünlüsüdür’’

    NOT: Âşık edebiyatındaki destanla olay çevresinde gelişen Oğuz Kağan, Ergenekon gibi destanlar karıştırılmamalıdır. 


    DİVAN EDEBİYATI (KLASİK TÜRK EDEBİYATI) 

    Divan Edebiyatı Nedir? § Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. § “Klasik Türk Edebiyatı”, “Yüksek Zümre Edebiyatı”, “Havas Edebiyatı” adları ile de anılır. § Belirli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat; şairlerin, şiirlerini “Divan” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “divan edebiyatı” adıyla ifade edilmektedir.


      DİVAN ŞİİRİ GENEL ÖZELLİKLERİ
    • Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır.
    • Nazım birimi beyittir. Dörtlük ve bentlerle yazılan şiirler de vardır.
    • Konular oldukça sınırlıdır: “İslam mitolojisi, klasik aşk öyküleri, kadın, şarap, din ve tasavvufla ilgili konular ile bazı felsefi düşünceler” en çok işlenen konulardır.
    • Tüm şairlerin kullandığı mazmunlar (klişeleşmiş, kalıplaşmış sözler) aynıdır. “servi ” ”boy” yerine; “ok”, “kirpik” yerine kullanılır.
    • Dil süslü ve sanatlıdır. Arapça ve Farsça kelime ve tamamlamalara sıkça yer verilir.
    • Şiirde konu bütünlüğü aranmaz. Parça bütünlüğü esastır. Her beyit ayrı bir konuyu işler.
    • Anlamdan çok söyleyiş önemlidir. Ne söylendiği değil nasıl söylendiği önemlidir.
    • Kafiye, göz içindir. Genellikle tam ve zengin kafiye kullanılmıştır.
    • Şiire başlık konmaz. Her şiir, redif veya türünün adı ile anılır.
    • İnsanın iç dünyasına yönelik, soyut ve kitabî bir edebiyattır.
    • Özgün değil taklitçidir. (Arap ve Fars edebiyatları etkisindedir.
    • Nazım biçimi olarak gazel, kaside, rubai gibi Arap ve Fars edebiyatlarından alınan nazım şekilleri kullanıldığı gibi tuyuğ ve şarkı gibi; divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı nazım şekilleri de kullanılmıştır.
    • Divan şiiri, kuralcı bir şiirdir.
    • Divan şiirinde konudan çok konunun işlenişi (üslup, anlatım ) önemlidir. Aynı konu, birçok şair tarafından değişik biçimlerde anlatılmıştır.
    • Şiirde en küçük nazım biçimi tek dizeden oluşur. Bir manzum parça içinde yer almayan böyle dizelere “mısra-ı azâde” denir.
    • Şiirde; tasavvuf, Türki-i Basit (Basit Türkçe),
    • Sebk-i Hindî ve Mahallîleşme akımlarının etkileri görülür.
    • Divan şiirinde Âşık Paşa, Nedim ve Şeyh Galip heceyle birer şiir denemesi yapmışlardır.
      DİVAN ŞİİRİ NAZIM ŞEKİLLERİ

      BEYİTLERLE KURULANLAR
      BENTLERLE KURULANLAR
      • GAZEL
      • MÜSTEZAT
      • MESNEVİ
      • KASİDE
      • KIT’A
      edebiyatfatihi.net

      BENT SAYISI TEK OLANLAR (TEK DÖRTLÜKTEN OLUŞANLAR)
      • RUBAİ
      • TUYUĞ
      BENT SAYISI BİRDEN FAZLA OLANLAR (MUSAMMATLAR)
      • ŞARKI
      • MURABBA
      • TERKİB-İ BENT
      • TERCİ-İ BENT
      • MUHAMMES
      • TERBİ (Dörtleme)
      • TAHMİS (Beşleme)
      • TARDİYE
      • TAŞTİR (Beşleme)



























      1.  GAZEL
      • Aşk, şarap, eğlence, ayrılık, felsefi ve didaktik düşünceler, ölüm gibi lirik konuların işlendiği şiir türüdür. Konu yönünden halk şiirindeki “koşma”ya benzer.
      • Türk edebiyatına Arap edebiyatından girmiştir.
      • Aruzun her kalıbıyla yazılabilir.
      • İlk beytine ‘matla’ son beytine ‘makta’ denir.
      • En güzel beyte “beytü’l-gazel” denir.
      • Son beyitte şairin mahlası yer alır. Makta beytine “Tac-beyit” de denir.
      • Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna “yek-ahenk gazel” denir.
      • Genellikle gazelin beyitleri arasında konu birliği yoktur.
      • Bütün beyitleri aynı güzelliğe sahipse “yek- avaz gazel” denir.
      • Beyit sayısı 5-15 beyit arasındadır.
      • Kâfiye düzeni aa,ba,ca,da,ea şeklindedir.
      • Aşkın verdiği mutluluğu, sıkıntıyı, sevgiliden yakınmayı, sevgiliye karşı yakarışları, içli ve duygulu olarak anlatan gazellere “âşıkâne (garami, lirik) gazel” adı verilir. Divan edebiyatında bu alanın tek temsilcisi Fuzûli’dir.
      • Genellikle içkiyi, içki zevkini, içki ile ilgili düşünceleri, hayata karşı kayıtsızlığı, yaşamaktan zevk almayı konu olarak işleyen gazellere “rindâne gazel” denir. Bu türde en başarılı sanatçı Bâki’dir.
      • Kadını ve aşkın güzelliklerini konu alan, zarif ve çapkın bir anlatımla söylenmiş gazellere “şûhâne gazel” denir. Nedim bu yoldaki gazelleriyle tanınmıştır. Bu tür gazellere “Nedimâne gazel”de denir.
      • Ahlakla ilgili öğütler veren, türlü hayat görüşlerini yansıtan, özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazellere “Hikemî gazel” denir. Nâbi bu tarz gazelleriyle ün kazanmıştır.
      2.       KASİDE
      • Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlere denir.
      • Arap edebiyatından geçmiştir.
      • Kafiye düzeni gazelin kafiye düzeniyle aynıdır.
      • İlk beytine “matla”; son beytine “makta” denir
      • Şair matla beytini kasidenin her hangi bir yerinde yineleyebilir.
      • Birden fazla matla beyti olan kasidelere “zatü’l- metali” denir.
      • Kimi kasidelerde fahriye ve tegazzül bölümleri olmayabilir. Ama diğer bölümlerin bulunması zorunludur.
      • Kimi zaman kasideyi oluşturan beyitlerin dize ortalarında uyaklı olduğu görülür. Bunlara “musammat kaside” denir.
      • Şair mahlasının bulunduğu beyte taç beyit denir.
      • En güzel beytine "beytü’l kasid"denir.
      • En az 31en fazla 99 beyit olur
      KASİDENİN BÖLÜMLERİ 

      Nesib ya da Teşbib: Kasidenin ilk bölümüdür. Bahar mevsimi, kış manzaraları betimlenir ya da kurban ve Ramazan Bayramı anlatılır. Genellikle kasidenin en uzun ve sanatlı bölümüdür. Kasidelere ismini veren bölümdür.
      Girizgâh: Nesib bölümünden asıl konuya geçişi ifade eden bir veya birkaç beyittir. Nükteli, ince sözlerin söylendiği bölüm.
        Methiye: Asıl anlatılmak, övülmek istenen kişi için ne denecekse açıklanır. Asıl bölümdür. Fahriye: Şairin kendini övdüğü ve diğer şairlerle karşılaştırdığı bölümdür.
        Tegazzül: Kasideyle ayni ölçüde ve uyakta gazel yazılır.
        Dua: Şair övdüğü kişinin başarılarının devamlı olması, ömrünün uzun olması için dualar eder iyi dileklerde bulunur.

      Kasideler işledikleri konuya göre çeşitli isimlerle de anılmaktadır:
      — Tevhid: Allah’ın birliğini anlatan kasideler.
        — Münacaat: Allah’a yalvarmak, dua etmek amacıyla yazılan kasideler.
        — Naat: Peygamberimizi övmek için yazılan kasideler.
        — Methiye: Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasideler.
        — Hicviye: Devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasideler.
        — Mersiye: Devlet büyüklerinin ölümünden duyulan üzüntülerin anlatıldığı kasideler.
        — Fahriye: Şairlerin kendilerini övmek amacıyla yazdıkları kasidelerdir.

      3. ŞARKI 
      • Besteyle okunmak için yazılan, dörder dizelik bentlerden oluşan nazım biçimidir.
      • Halk edebiyatındaki türkünün etkisiyle oluştuğu söylenebilir.
      • Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır.
      • Birinci dörtlükte 2. ve 4. diğer dörtlüklerde ise 4. dize tekrarlanır. Bu dizelere nakarat denir.
      • Miyan: Her dörtlüğün üçüncü dizesidir. Şarkının daha çok en güzel, en dokunaklı dizesini oluşturur.
      • Kafiye örgüsü abab, cccb, dddb … veya aaaa, bbba, ccca
      • Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.
      • Lale Devri’nde (18.yy.) gelişmiş ve yaygınlaşmıştır.
      • Günlük hayat, aşk, sevgi gibi konular işlenir.
      • Şarkı türünün en büyük şairi Nedim’dir.
      • Cumhuriyet döneminde Yahya Kemal de bu türde şiirler yazmıştır.
      Örnek:

      Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan 
      Mâ-i tesnîm içelim çeşme-i nev-peydâdan 
      Görelim âb-ı hayât aktığın ejderhâdan 
      Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a (NEDİM)


      4. RUBAİ
      • Rubai, edebiyatımıza İran edebiyatından geçmiştir.
      • Kafiye düzeni aaxa ya da aaaa biçimindedir.
      • Rubailerde aşk, şarap, dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma, hayatın anlamı ve hayat felsefesi, tasavvuf ve ölüm gibi konular işlenir.
      • Rubai diğer nazım şekillerinden farklı olarak özel bir ölçüyle yazılır. 24 kalıbı vardır.
      • Rubaide ilk iki dize fikrin hazırlayıcısıdır. Asıl söylenmek istenen düşünce 3. veya 4. dizede ortaya çıkar.
      • Genelde mahlasız şiirlerdir.
      • Halk edebiyatındaki maniye benzer...
      • Ömer Hayyam bu türün en önemli şairidir.

      EN ÖNEMLİ DİVAN ŞAİRLERİ: 

      Hoca Dehhani ile başlayan bu geleneğin en tanınmış sanatçıları arasında
      • 14. yüzyılda Ahmedî, Süleyman Çelebi
      •  15. yüzyılda Şeyhi, Ahmet Paşa, Necati
      • 16. yüzyılda Fuzuli, Baki, Hayali Bey, Taşlıcalı Yahya
      • 17. yüzyılda Nef’i, Nabi
      • 18. yüzyılda Nedim, Şeyh Gâlip
      • 19. yüzyılda Enderunlu Vâsıf vb. sayılabilir
      Hatta Şeyh Galip, divan şiirinin son büyük temsilcisi olması yönüyle Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir.

        HOCA DEHHANİ
      •  Anadolu’da Divan şiirinin ilk temsilcisi, din dışı divan şiirinin kurucusu sayılır.
      •  Horasan’dan Anadolu’ya gelerek Konya’da Selçuklu sarayına girmiş, 3. Alaaddin’in emriyle 20.000 beyitlik “Selçuklu Şehnamesi”ni yazmıştır.
      • Vatan hasretini yansıtan şiirlerini Divan’ında toplamıştır.
      • Arapça, Farsça ve Türkçeye aynı değeri verir.
      AHMEDİ (1134-1413)
      • 14. yüzyılın en çok eser veren, divan edebiyatının kurulmasında büyük rolü olan bir şairdir.
      • Türkçeyi iyi kullanır, nazım tekniğine hâkimdir.
      • İskendername ve Cemşüd ü Hurşit adlı mesnevileri ünlüdür.
      FUZULİ (1495-1565)
      • Asıl adı Mehmet’tir.
      • Tüm yaşamını Irak topraklarında geçmiştir.
      • Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biridir.
      • Şiirlerini Azeri Türkçesi ile yazmıştır.
      • Divan edebiyatının en lirik şairidir.
      • Aşkı kendine özgü bir üslupla ve bütün boyutlarıyla işlemiştir.
      • Şiirlerinde özellikle tasavvufu işlemiştir. Şiirlerinde aşk acısıyla kıvranırken, bu acılardan duyduğu mutluluğu dile getirir.
      • “Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibi olur.” düşüncesindedir.
      • Gazel ve kasideleriyle tanınmıştır. Kendinden sonra gelen divan şairleri, şiirde onun seviyesine yaklaşabilmek için şiir yazmaya çalışmışlardır.
      • Şikâyetname ve Su Kasidesi çok ünlüdür.
      FUZULİ ESERLERİ: 

      § Türkçe Divan, Arapça Divan, Farsça Divan
       § Leyla ile Mecnun
       § Hadîkatü’s Süedâ
       § Beng ü Bâde
       § Mektuplar (Mektûbât)
       § Enisü’l Kalb
       § Heft Cam (Sâkiname)
       § Sıhhat u Maraz
       § Sohbetü’l Esmar
       § Rind ü Zahid
       § Risale-i Muamma
       § Hadis-i Erbain Tercümesi

      SU KASİDESİ İNCELEMESİ (KISACA)

      Nazım Birimi:
      Beyit (32 beyit)
      Nazım Şekli:
      Kaside
      Nazım Türü:
      Naat
      Teması:
      Hz. Muhammed’e duyulan sevgi ve özlem
      Kafiye Düzeni
      aa/ba/ca/da/ea/fa…
      Ölçüsü:
      Aruz ölçüsü
      Kaside Bölümleri:
      Nesib:2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15
      Girizgâh: 16,17,18. Beyitler
      Tegazzül: (Bu bölüm yok)
      Methiye: 19, 20. beyitler
      Fahriye: 30. beyit
      Dua: 31, 32. beyitler


      BAKİ (1526 - 1600)
      •  İstanbul’da doğmuş, yaşamış ve ölmüştür.
      • Adı, Abdülbhâkî’dir. Bakî, onun mahlasıdır.
      • Ömrü boyunca, önemli devlet görevlerinde bulunmuş, ancak, en çok istediği şeyhülislâmlık görevine bir türlü ulaşamamıştır.
      • 16.yy.da “Sultanu’ş-Şuara” adıyla anılmıştır.
      • Şiirlerde tasavvufa yer vermemiştir.
      •  Aşk, tabiat ve devrinin ihtişamı şiirlerinde yer alan başlıca konulardır
      • Gazel türünün tanınmış şairlerindendir.
      • Dili kullanmada başarılıdır. Şiirlerinde İstanbul Türkçesini kullanmıştır.
      • Divan şiirinin tüm kurallarını, edebi sanatları şiirde ustaca kullanmıştır.
      • Ahenkli, akıcı, zevkli bir dili vardır.
      • Söz sanatlarını başarıyla kullanır. Türkçe Divanı ile nesir türünde Fezailü’l-Mekke adlı eseri vardır. Divanındaki Kanuni Mersiyesi (terkib-i bend ) önemlidir.
      NEF’Î (1582-1636)
      • Asıl adı Ömer'dir, Erzurumludur. İyi bir eğitim görmüştür. Padişahlara ve ileri gelenlere yazdığı kasideleri ve hicivleriyle tanınır.
      • Divan şiirinin en büyük övgü ve yergi şairidir.
      • Övdüğünü göklere çıkarır; kötülediğini yerin dibine sokar.
      • Kasideleriyle tanınır. Dili süslü ve sanatlıdır.
      • Vezir Bayram Paşa’yı hicvetmesi nedeniyle boğdurularak öldürülmüştür.
      • Hicivlerini “Sihâm-ı Kazâ” isimli eserinde toplar. Bunun dışında Türkçe ve Farsça Divanları vardır.
      NEDİM (1681-1730)
      • Nedim 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, devrinin ilk büyük şairidir.
      • Lale Devri'nin en büyük şairidir.
      • İyi bir eğitim görmüştür, Arapça ve Farsça öğrenmiştir.
      • Necati, Baki, Şeyhülislam Yahya ve kısmen Nabi'den sonra "Mahallileşme akımı" nın en güçlü temsilcisidir.
      • Divan şiirine yeni anlatım olanakları kazandırdı.
      • Hep din dışı konular işlemiştir.
      • Yaşadığı toplumu, Lale Devri İstanbul'unu yansıttı.
      • Divan şiirine yerli ve renkli bir hava getirdi.
      • Hece ölçüsüyle bir de türkü yazdı.
      • En çok şarkı yazan şairdir. Şarkı türünün en güzel ve coşkulu örneklerini vermiştir.
      • Çok okunan ve beğenilen kasideler yazmasına rağmen, gazel ve şarkılarıyla tanındı.
      • Genellikle aşk, sevgili, şarap, zevk ve eğlence konularını işledi.
      • Mesnevisi yoktur.
      ŞEYH GALİP (1757-1799)
      • Şeyh Galip, Nedim’den sonra divan şirinin en son zirvesi ve divan şirininin son büyük şairi olarak kabul edilmektedir.
      • Ayrıca divan şiirinin en son şairlerinden de birisi olmaktadır.
      • Nabi ve Nedim’den sonra yetişen bu büyük şairimiz şiirde yeni anlam, hayal ve mazmun üretme amacını taşıyan Sebk-i Hindi tarzını en iyi anlayarak bu tarzın verdiği ilhamla şiirde yeni mazmunlar, semboller, hayaller, söyleyişler ve buluşlar ortaya koymayı başarmıştır.
      • Şeyh Galip, Sebk-i Hindi akımının en güçlü şairdir. Eserleri: Divan, Hüsn ü Aşk…

      Arkadaşlarınla Paylaş
      Yorum Gönder

      Yorumlarınız incelendikten sonra yayınlanacaktır... Lütfen yorum yaparken topluluk kurallarına uyunuz... bolcevap.com

      Bildirim
      Yenilenen görselliğimiz ve içeriklerimizle çok günceliz. Doğru bilgi için doğru yerdesiniz.
      Kapat