Haldun Taner Piliç Makinesi Hikaye İncelemesi - bolcevap.com
Yeni Yayınlar
Yükleniyor...

9 Şubat 2020 Pazar

Haldun Taner Piliç Makinesi Hikaye İncelemesi

HALDUN TANER/PİLİÇ MAKİNESİ ÖYKÜ ELEŞTİRİSİ

Yazı: Ayşe Ceren Hilal Güven

Bilindiği üzere Haldun Taner, öyküleriyle toplumu ve yaşayış tarzlarını mizahi yönden ele alan bir yazardır. Bu yazı, Haldun Taner’in On İkiye Bir Var adlı öykü derleme kitabında yer alan Piliç Makinesi öyküsü üzerine olup farklı açılardan ele alınmasına dayalı bir eleştiri yazısıdır.

            Öykü, duruma dayalı bir olay öyküsüdür. Bu bakımdan temasını belirlemekte bakış açılarına göre farklılıklar oluşabilir fakat ben temayı yaşlılığın insan psikolojisinde yarattığı bunalımlar olarak belirliyorum zira kişi sürekli geçmiş yaşantısına ve eski eşi Nesrin Hanım’a özlem duyuyor. Bunalım kelimesi her zaman psikolojik bakımdan çöküşü ifade etmemelidir. Zira insanları bunaltan genel olgular bunalıma sebep olurlar. Bunu öyküde ana karakter olarak tayin edebileceğimiz kişinin kısa bir zaman diliminde yaşadığı olaylara karşı genel duruşunda gözlemleyebiliyoruz.

            Öyküyü konu bakımından ele alırsak yaşlılık psikolojisi sonucu ruhsal değişimler yaşayan bir bireyin hayata karşı genel duruşu diyebiliriz. diyebiliriz.

            Zaman kullanımında aralık vermeye kalkarsak bir akşamüzeri başlayıp ertesi akşamüzeri son buluyor diyebiliriz. Fakat öyküde zaman ilerlerken yer yer yavaşlayıp yer yer hızlanıyor ki bu hız değişimleri öykü kişisinin ruhsal durumuna da bağlı bir olgu. Kişi mutlu olduğunda zaman hızla akıp giderken canı sıkkınken daha yavaş bir ilerleme söz konusu. diyebiliriz. Yıl aralığı olarak hikayeyi ele alırsak Sümerbank’ta müdür olan bir karakterin yer verilmesine dayanarak 1980-1990lı yıllarda geçmiş olabileceğini çıkarabiliriz ayrıca eski fotoğraflarda yer alan Sebah Juvalier markası da bu çıkarımı doğrular nitelikte..

            Mekan kullanımında betimlemelere çok fazla yer verilmemekle birlikte sadece yer adları verilmiş ve ana karakter üzerinden bilinç akışları kullanılmıştır. Mekanlar; ana karakterin evi, kulüp toplantı salonu, Firuzağa, Tavukuçmaz, Pamukkapıda bulunan piliç makinesinin olduğu dükkan ve Rus konsolosluğunun civarındaki bir sokaktır.

            Kısa Özet

            Serap Hanım her zaman yaptığı gibi ilgi çekmek üzere canı sıkkın bir tavra bürünür ve sevgilisinin yanına iner. Eşi o sırada piposunu tüttürmekle meşguldür. Çift, her ilişkide olacağı gibi birbirlerine laf çarpıtırlar. Daha sonra ana karakterimiz kibar bir dille ayrılma isteğini beyan eder ve bunun üzerine Serap Hanım isyan eder. Ertesi sabah karakterimiz rahatlamak için banyosunda değişik metotlar kullanır ve sonunda tıraş olur. Fakat altı gün üst üste hayal ettiği gibi bir tıraş keyfi yaşayamamasının üstüne canı sıkılır. Daha sonra dışarı çıkar ve vitrininde piliç makinesi olan dükkâna gider. Bunun üzerine Nurettin Bey’in eşiyle ilgili sıkıntılarını dinler ve ona akıl verir. Sonra hastanede yatan arkadaşı Ali Rıza Bey’in yanına gider ve oradan çıkışında vapurda eski bir arkadaşıyla karşılaşır ve eski kulüplerine katılır. Bütün bunlardan sonra da vitrininde piliç makinesi bulunan dükkanın önüne gelir ve öykü burada sonlanır.

Haldun Taner

Kişi-Karakter

Öykümüzün ana karakteri, ismi olaylarda geçmeyen, o diye hitap edilen kişidir. Karakter olarak duygularını kontrol edemeyen, duygularının oluşum nedenlerini bilemeyen ve üstüne fazla düşünmeyen bir insandır. Bunu girişteki depresif tavrına bağlayabiliriz. Eğer çıkış bölümünde içindeki tarifsiz mutluluğa rastlamamış ilk tavrının amacı dikkat çekmek diyebilirdik. Fakat mutlu insanlar genelde dikkat çekme kaygısı gütmezler. Bunun yanında küçük ve gereksiz ayrıntılarla duygu ve düşünce ölçütü yapabiliyor, yani faaliyetleri ve objelerin hareketleriyle kendini bir bakıma bağdaştırabiliyor. Örneğin altı gün boyunca tıraşında istediği yolu elde edemediğinde mutsuzluğa kapılmış, bunun yanı sıra piliç makinesini de mutluluk totemi olarak belirlemiştir. Öyle ki piliç makinesi o üzgün olduğunda çalışmıyor, o mutlu olunca da çalışıyordu karakterimize göre. Kendisi eski eşi Nesrin Hanım’ın boğularak vefat etmesinin ardından onun uzaktan yeğeni olan Serap Hanım’la bir ilişkiye başlamıştır. Kendisi yaşı biraz ilerlemiş, kendi halinde, durgun, fakat bir o kadar da ketum bir insandır. Bunu olaylara karşı genel duruşlarından anlayabiliyoruz. Ayrıca yeni evliliğinde mutlu olmadığını ve eski eşini özlediğini Serap ile tartışması esnasında sarf ettiği şu sözleriyle dile getiriyor: “Karımın adını alma sen bir kere ağzına. Hele eşitlikler, kıyaslamalar kurmaya hiç niyetlenme. Nesrin bir hanımefendi idi Nesrin.” Karakterimiz aynı zamanda kendi sorunlarını bir kenara bırakmayı bilip başkalarının sorunlarına kendi çapında çözüm üretip, içine girdiği ortamlara kolaylıkla ayak uydurabiliyor. Bunu Nurettin Bey ve eşinin arasında gelişen olayları ve eski atletizm kulübünün toplantısını kullanarak destekleyebiliriz.

İkinci karakterimiz ise Selma Hanım. Kendisi  henüz yirmi iki yaşında olup, kara kuru olarak tabir edebileceğimiz, geçmişi maceralarla dolu kaprisli ve kokona bir kadındır. Nesrin Hanım’ın yerini almaya niyetlidir ve onun ana karakterimizdeki yerini kıskanmaktadır. Bu kıskançlığını da şu sözle açığa vurmuştur. “ Sen adam olsan karının kadrini bilirdin.” Zira kendisi Nesrin Hanım’dan farklı olarak ana karakterimizde sadece cinsel amaçlarla yer etmiş bir kişidir. Ayrıca bu yüzden eşi ne karşı soğuk savaş içindedir ve laf çarpıtmak için fırsat kollamaktadır ki bunu şu sözünde görebiliyoruz “Ama mazursun tabii, yaş dönemine çok yaklaştın. Bu gibi hafıza bozuklukları olağandır.”  bu tavrı en sonunda eşini evliliği sonlandırmaya yöneltecektir. Üstelik yenilip küçük düşürülmekten hoşlanmayan bir kişiliktir zira eşinin boşanma kararına bağıra çağıra tepki göstermiştir.

 Öyküde öykü kişisini daha iyi ifade etmek adına yan karakterler kullanılmış, bunlara öykü kişisine ait özellikler verilerek ona kendi kişiliğini hatırlatıyor. Bu amaçla yaratılan bir  karakterimiz ise Nurettin Bey. Kendisi çarşı esnafından biri olup eşiyle problemler yaşamaktadır. Eşini çok sevmektedir ve terk edilişinden oldukça memnuniyetsizdir. Eşi ise bilakis kaprisli, isterik ve kadir kıymet bilmeyen bir insandır. Eşiyle anlaşamaması yönüyle Nurettin Bey öykü kişisine Serap ile yaşadığı problemleri hatırlatıyor.

Ana karakterin kulüp arkadaşları da yan karakterlerdendir. Onun arkadaşı Semih Bey, kısmi olarak çıkarcı biri olarak nitelendirilebilir zira “Şampiyonluk ölçü olamaz. İdare heyetine gelince, bence de aynı kalmalıdır. Değil mi öyle, sen de bir şey söylesene.” Diyerek ana karakterimize dönüyor. “Onu getirdiği için, istiyordu ki şimdi kendini desteklesin.” Burada yazar ikili ilişkilerdeki menfaate işaret etmiştir.  Bunun yanında kulübü oluşturan yaşlı bireylerin yaşlılığa eriştiklerinde yeniden gençlik anılarını canlandırmak adına kulübe geri dönmeleri de onların da öykü kişisi gibi yaşlılık sendromuna girdiğinin göstergesidir. Zira öykü kişimiz duştan sonra gençken öğrendiği modası geçmiş egzersizleri yapıp kendini gevşemeye çalışıyordu.

Ali Rıza Bey, ana karakterimizin arkadaşıdır ve hastanede tedavi görmektedir. Bu aşamada bile hemşirelerle ahbapmış gibi davranması, onun egosunun bir eseridir. Bunun yanında o da öykü kişisi gibi genç kadınlara yaşlılık sonucu bir ilgi, alaka gösterme eğilimindedir. Bunun yanında bahsi geçen doktorun kendi radyografisini kendi incelemesi adına alt tabakayı kullanması da, bu kişinin de bencilliğine işaret eder. Bu yazar tarafından ele alınan bir toplumsal eleştiri olarak da kabul edilebilir.

Çatışmalar

Öykümüzde genel olarak ilk göze çarpan çatışma, Serap Hanım ile ana karakter arasında ve Nurettin Bey ile eşi arasında geçen olaylara dayalı olarak ikili ilişkilerdeki fikir, görüş ve beklenti çatışması. Özellikle Serap Hanım ile ana karakterin evliliklerinin laf dalaşı üzerine kurulu olduğunu şu alıntıda görebiliyoruz. “ Tıss. Vay canına tısss ki ne tıss. Bu sefer de o fena oturttu. Tırnak cilalarını hohluyor, parlatıyor.” Üstüne üstük birbirlerine ettikleri bu etik dışı saygısızlıkları artı puan olarak görüyorlar.

Bunun dışında ana karakterin içsel çatışmasını görebiliyoruz. Zira kendi ilişkisindeki problemlere doğru düzgün çare bulamazken Nurettin’in evliliği üzerine yorum yapıp, çözüm üretebiliyor. Bunun yanında Nurettin Bey ile eşinin yaşadığı karakter çatışmasını da “bu kılıbık adamla o isterik kadın” ifadesinde görebiliyoruz.

Eleştiriler

Yazar eleştirilerini kullandığı çatışmalar üzerine yapmış ve karşılaştığımız Nurettin ve eşi, ana karakter ve Serap arasındaki şiddetli geçimsizliği ikili ilişkilerde saygının ve sevginin unutulduğunu göstererek eleştirmiştir.

Diğer bir eleştiri konusu ise insanların çabuk gaza gelmesidir. Nurettin Bey’in ana karakterin fikir ve görüşleri üzerine koşar adım eşinin yanına gitmesi, bunun en önemli göstergesidir.

Ayrıca burada sürü psikolojisine de gönderme vardır. Kulüpte ana karakterin aidat konusunda faaliyeti üzerine herkesin onu takip etmesi de toplumsal eleştiridir.

Serap Hanım’ın tavırları üzerinden bireysel bir eleştiri yapılmıştır. “Serap bir çerez, bütün bunların içinde.” Ayrıca Serap üzerinden yaşlılık psikolojisine de gönderme vardır. Zira bu dönemlerde yaşlılar hayattan bağlarının kopuşlarını sezdikleri anda hayata tutunmak adına yeni maceralara atılır, hayatlarında farklılık ararlar. Serap da ana karakterimizin genç sevgili isteğini karşılar nitelikte.

Dil ve Anlatım Özellikleri

Hikayede anlatıcı 3. tekil kişidir ve tanrısal bakış açısı kullanılmıştır. Anlatımı güçlendirmek adına yazar bilinç akışlarına yer vermiştir. Bunu kendisi de ana karakterin Rus Konsolosluğunun yanındaki duvara baktığında düşündüklerini verdikten sonra şu satırlarla verilmiştir. “Evet, hallaç pamuğuna dönmüştü kafası. Çağrışımlar inilti filan tanımadan, almış başını gidiyorlardı.” Bilinç akışları genellikle bahsi geçen bireylerin kafalarındaki düşünceleri ve çağrışımları daha açık ve saf halde ifade etmek için kullanılır. Yazar bu amaçla bilinç akışı kullanarak ana karakterin düşüncelerini doğrudan gözler önüne sermiş ve okuyucunun düşünmesine fırsat vermiştir. Bunun yanında yazar kendi görüşlerini de ara ara dile getirirken olayların yoğun olduğu yerde aradan çekilmiştir. Yorumlarını Serap Hanım ile ilgili verdiği bilgilerden görebiliyoruz. Diyaloglardan ve monologlardan da yararlanılmıştır. Diyaloglar genellikle olaylar açıklanırken kullanılmış ve olayı canlı tutmuştur. Monologlar ise öykü kişisi üzerinden kişi yalnız kaldığı vakitlerde, olaydan duruma döndüğü yerlerde, iç dünyasını betimlemek amacıyla kullanılıyor. Ayrıca yazar farklı üslubunu ön plana çıkarmıştır. Baş karakterin ismini vermeden bütün öyküde onu ön planda tutmayı bilmiştir. Diğer öykülerinde de olduğu gibi burada da kelime seçimini ustaca yapmıştır. Girdiği ortamlara göre uygun kelimeleri bilinç akışıyla veya betimlemelere serpiştirmiştir. Bunun yanında kulüpteki kişilerin teker teker betimlemesini yapıp kişilik bilgilerini vermekten ziyade onlara lakaplar takmış, böylelikle hem okuyucuyu sıkmaktan kaçınmış, hem de az kelimeyle daha çok özellik anlatabilmiş. Örneğin: Ladumeg Naci, Arap Nuri, İngiliz Enis, Rüzgarın oğlu Cevat.

Mizahi Yönler

            Öyküde bahsi geçen olayların pek de mizahi olduğunu iddia edemeyiz fakat olayların mizahi yön kazanmasında yazarın araya girmesi büyük ölçüde rol oynamıştır. İlk mizahi kavramı piliç makinesi olarak gösterebiliriz. Piliç makinesi bütün gün tavukların kızararak döndüğü bir düzenektir. Piliç makinesinin tıkır tıkır işleyişi ana karakterin hayatının tıkırında olduğunu gösteren bi izlek olması yanı sıra bir mizah unsurudur. Burada mizah söz konusudur. Bunu farklı açılarda ele alabiliriz. Örneğin piliç, genç ve güzel kızları işaret etmek amacıyla kullanılan bir sözdür. Öykü kişisinin Serap’a karşı genel duruşunu da ele alırsak ve Serap’ı piliçe benzetirsek, piliç makinesi de burada kişinin piliçlere olan ilgisini, piliç makinesi üzerinden verildiğini varsayabiliriz. Bunun yanında Nurettin Bey’in ana karakterin fikirleri üzerine ona “Tamam ağabey” şeklinde cevap vermesi de karakterin hemen gaza gelişinin mizahi yönde ele alındığının göstergesidir. Ayrıca kullanılan bazı kelimeler de okunduğu gibi yazılarak kalıplaştırılarak mizaha destek verilmiştir. Öğreğin Kokakola, şvester. Bunun yanında ana karakterin eski arkadaşı Ragıp Bey’in de bir bakıma ayak işlerinde kullanılışının üstünden yıllar geçmesine rağmen değişmemesi de diğer bir mizahi unsurdur.

Bilinmeyen Kelimeler ve Anlamları

Radyografi: Tıbbi inceleme aşamasında başvurulan gözlem testi.

Kullanılış amacı anlatımda tıbbî bir terim kullanarak inandırıcılığı güçlendirmektir.

Övür olmak: Samimi, iç içe olmak.

Anlatımda söz seçiminde daha özgün olmak amacıyla yazarın tercihi kullanımı olabilir.

Lizol: Hastanelerde dezenfekte amacıyla kullanılan bir cins alkol.

Hastane ortamını hastaneye özgü bir nesneyle, kimyasalla betimlemek amacıyla koku duyusunu kullanımda lizol bir araç olmuştur.

Bireysel Eleştiri

Haldun Taner, bu güne kadar On İkiye Bir Var isimli kitabında okuduğum öykülerin içinde de gözlemlediğim gibi yine toplumsal olaylara farklı bir perspektifle eğilmiştir. Fakat bu öyküyü Sancho’nun Sabah Yürüyüşü veya Ayak gibi hikayelerle karşılaştırınca biraz daha az nitelikli bulduğumu söyleyebilirim. Bana sorarsanız piliç makinesi sembol olarak kullanılabilecek nitelikte bir obje değil. Bunun yerine bir saatin işleyişi veya yanıp sönmekte olan bir sokak lambası kullanılabilirdi. Daha başarılı ve anlamlı olabilirdi. Bunun yanında yazar ana karakteri isimlendirmemekle beni bu inceleme yazısını yazarken büyük bir zorluğa sürükledi. Kendi çapında ifadelerini doğru seçerek ana karakterden o diye bahsederken anlam kargaşasına yol açmadan sıyrılışı oldukça başarılıydı. Olaylar arasındaki ani geçişler kafa karışıklığına yol açabilir ama bana sorarsanız bunun yazarın yazış üslubunu geliştirmesinden başka okuyucuya inceleme ve derinlemesine düşünme adına pek fazla katkısı yok.

Yazı: Ayşe Ceren Hilal Güven
Kaynak blog: https://obelaysecerenhilalguven.wordpress.com

Arkadaşlarınla Paylaş
Yorum Gönder

Yorumlarınız incelendikten sonra yayınlanacaktır... Lütfen yorum yaparken topluluk kurallarına uyunuz... bolcevap.com

Bildirim
Yenilenen görselliğimiz ve içeriklerimizle çok günceliz. Doğru bilgi için doğru yerdesiniz.
Kapat